Bizden online teklif iste724 Psikoloji
Ekrem Çulfa, istanbul, Üsküdar, Kadıköy, Acıbadem, Psikolojik Danışmanlık Merkezi, Telefonu, 0533 373 81 23 ,pedagog ile ilgili aramalar, pedagog tavsiye, pedagog istanbul, pedagog anadolu yakası, pedagog devlet hastanesi, pedagog ücretleri, pedagog bölümü, pedagog nedir ne yapar, pedagog gülten, pedagog, Acıbadem Psikolojik Danışmanlık www.acibadempsikolojikdanismanlik.com/ 0533 373 81 23 Kendimizle ve çevremizle ilgili sahip olduğumuz düşünceler, tavırlar, yargılar ister olumlu olsun ister olumsuz çoğunlukla bizim tarafımızdan ...
  • Anasayfa
  • https://www.facebook.com/724PsikolojikDanismanlikMerkezleri
  • http://www.twitter.com/724psikoloji

7/24 Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Randevu Tel: +90 505 767 58 85
                      +90 533 373 81 23

Psikolojik Danışmanlık
İstanbul, Kadıköy, Acıbadem, Üsküdar, Pendik, Fatih, Beylikdüzü, Bakırköy'de Şubelerimiz vardır.
Psikoterapi
Bebek, Çocuk ve Ergen, Evlilik, Aile, Cinsel Terapi Hizmetleri Vermekteyiz.
Koçluk ve Rehberlik
Yaşam - Aile - Kariyer - Sporcu - Öğrenci - Eğitim - İlişki - Yönetici ve Finansman Koçlukları Vermekteyiz.
Eğitimlerimiz
Aile Okulu - Evlilik Okulu - Boşanma, Çocuk - Yaşam Koçluğu - Eş Seçimi, Hamilelik ve Evlilik Öncesi Eğitimleri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam60
Toplam Ziyaret315122
Size göre Türkye' nin En İyi Ruh Sağlığı Uzmanı Kimdir?
İçeriği ile beraber
-15 yıllık bu site-satılık Fiyatı
10.000 Dolar
İçeriği ile beraber -15 yıllık bu site-satılık Fiyatı 10.000 Dolar
Jenerik isime sahip, içeriği güçlü
-15 yıllık bu site-satılıktır.

Fiyatı: 10.000 Dolar


İSTANBUL YAŞAM KOÇU YÜKSEL KÖKSAL05354336620

İSTANBUL YAŞAM KOÇU YÜKSEL KÖKSAL05354336620
yukselkoksal10@gmail.com
BERTRAND RUSSELL’IN ‘MUTLU OLMA SANATI’ İSİMLİ KİTABINDAN ÇIKARILACAK 6 DERS
05/04/2019

Tarihin en büyük filozoflarından Bertrand Russell’ın aykırı kitaplarından ‘Mutlu Olma Sanatı’, ufkunuzu geliştirip bakış açınızı değiştirecek yaklaşımlar sergiliyor. İşte hayata karşı duruşunuzu sorgulamanıza neden olacak altı harika yaklaşım.

1) Mutluluk iş hayatında ve ilişkilerde dışa dönük bir tutum izlenerek elde edilir.  Ve sonra kişinin kendi içine dönmesiyle, endişe ve korkulara teslim olmasıyla kaybedilir.

Bertrand Russel mutluluğu içeride değil dışarıda arayın diyor. İçe dönük insanların dışa dönük olanlara göre problem çözme yetenekleri daha zayıf olduğu aşikar. Bu zayıflık kafanızı meşgul eden hayatınızı sürdürebilmenizi engelleyen baş etmenlerdendir. Kendi içine kapanmak yerine problemlerinden sıyrılabilmek için çeşitli aktivitelere katılabilirsiniz ya da sorunlarınıza arkadaşlarınızla çözümler arayabilirsiniz.

Özellikle ikili ilişkiler de çiftler, ilişkinin ilk zamanları adeta yapışık ikizler gibi hareket etmenin iyi bir şey olduğunu düşünerek hareket etme meylindedirler. İş haricinde ki tüm vakitlerini birbirleri ile doldururlar. İlişkinin ilk zamanları içlerinde ki doymak bilmeyen sevme ve sevilme ihtiyacının doğal sonucudur belki de bu. Fakat zamanla birbirlerinin dışında bir şeyler yaparak mutlu olmanın nasıl bir şey olduğunu unuturlar. Ve kaçınılmaz olan zaman içinde gerçekleşir. Birbirlerini tüketmeye başladıklarının farkında olamazlar.

İçinizde ki keşfetme ve yenilenme duygunuzu muhafaza edin. Partneriniz olmadan yapılacak  aktivitelere ve arkadaşlarınıza zaman ayırın. Ruhunuzu farklı kaynaklardan da besleyin ki oradan aldığınız pozitif enerjiyi yine partnerinize ve ilişkinize akıtabilesiniz.

2) Bertrand Russel insanın başı derde girdiği zaman kendine sorunu çözmek için o an yapabileceği bir şey olup olmadığını sormasını öğütlüyor. Eğer varsa, yapın. Eğer yoksa bir şey bulana dek meseleyi bir kenara bırakın.

Kısacası boşa kürek çekmemek gerekiyor. Çoğumuz bir soruna takılı kaldığımız için günlük hayatımızdaki işleri aksatıyoruz. Bu da iş birikimine sebep olup bizi, her şeyi aynı anda yapmak zorunda bırakıyor. Yapmamız gerekenleri öncelik sırasına koyup aşama aşama ilerlemek en iyi yol gibi duruyor.

Pek çoğumuz ACİL yapılacakların kıskacı altında stres biriktiriyoruz. Bunun sebeplerinden birisi de ertelemelerimiz. Ve çoğu zaman geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında sıkışmış durumdayız. Anda kalmayı ve önem-önceliklerimizi belirlemeyi öğrenmeliyiz artık. Kafamızı meşgul eden soruna Anda soru soralım. ‘’ Şuan seni çözebilir miyim? ‘’ Cevap ‘’ Hayır’’ ise o sorunu hemen derin dondurucuya yerleştirelim. Ne zamana kadar? Çözüm zamanı için gereken AN gelene kadar.

3) Hiçbir insanın gücü sınırsız olamayacağı için doyumsuz olanlar eninde sonunda aşamayacakları engellerle karşılaşacaklardır.

Doymak bilemeyen nefsimiz yüzünden kendimizi gereksiz zorluyoruz. Kanaatkarlık hayatımızın anahtar kelimelerinden birisi olması gerekirken arka sıralara ittiklerimizden biri oldu.

“Neden daha fazlası olmasın ?” sorusu bazen bizi ileriye taşırken bazen de elimizdekilerin kaybına sebep olmakta. Bu durumda mantık devreye giriyor. Atacağımız adımları iyice tartıp öyle atmalıyız.

 

İnsanın hedefleri olması onu daima ileriye taşır ve dinamik tutar. İstemeli, harekete geçmeli, başarmalı ve şükretmeliyiz. Kendimizi taktir etmeliyiz. Güzel ve faydalı işler yapmalı ve paylaşmayı da bilmeliyiz.

4) Dünyaya açılın, bir korsan olun, Borneo’da bir kral, Sovyet Rusya’da bir işçi olun; ilkel fiziki gereksinimlerin hemen hemen bütün enerjinizi yutacağı bir hayata başlayın.

İlkel fiziki gereksinimlere yemek, barınma ve ulaşım gibi örnekler verebiliriz. Kısacası hayatımızı idame ettirebilmek için gerekli olan her şey. Tabi tüm bunları yapabilmek için de belli bir para lazım. Hepimiz bu parayı kazanmak için çalışıyoruz. Çalışmayan, herhangi bir uğraşı bulunmayan insan, enerjisini atacak başka yerler arıyor. Bunu yaparken de telafisi güç olan hatalardan kaçınmakta zorlanıyor. İşte Bertrand Russell bundan bahsediyor: Fazla enerjimizi ilgi alanlarımız olsun, işimiz olsun çeşitli alanlara yaymalıyız.

Bir bütünün parçası olduğunu unutmadan yaşamalı ve yaşam enerjimizi yine yaşamda ki amacımıza akıtmalıyız. Yaşarken yaşatmak hedefi insanı ve insanlığı çoğaltacaktır. İlkel fiziki ihtiyaçlarımızın ötesinde bir varlık olmanın ötesine geçmek enerjimizi çoğaltacaktır.

5) Asıl sorun, hayatı bir rekabet, hem de yarışmayı kazananın saygıyı da kazanacağı bir rekabet olarak gören bir felsefenin benimsenmiş olmasından ileri gelmektedir.

Kendisini sürekli birileriyle kıyaslayan kişiler hiçbir zaman mutluluğa erişemez. Hayattaki en büyük rakibimiz kendimiz olmalıyız. Her zaman nasıl daha ileriye gidebiliriz diye düşünmeli ve bunun yolunu aramalıyız. Saygıyı hak eden işini dürüst ve düzgün yapanlardır, her zaman en iyiler değildir.

Bütünün hayrına çalış ve kendini her gün ileriye taşı. Kendi için yaşayan insan, kendini diğerleri ile kıyaslama psikolojisinden kurtulamaz. Bu kıyas hırs ve haset enerjisi açığa çıkartacağından, başarısı bile kişiyi mutlu etmeyecektir.

6) Güç ya da endişe verici bir karar alınması gerektiğinde olanca aklınızı o iş üstünde toplayıp kararlarınızı verin, karar verdikten sonra da, yeni bir gerçekle karşılaşmadıkça o kararı yeniden gözden geçirmeye kalkışmayın. Kararsızlık kadar yorucu ve yararsız bir şey yoktur.

Karar sürecinde eldeki verilerin değerlendirilip öyle ya da böyle en mantıklısında karar kılınması gerekir. Hepimiz sıfır zararla işin içinden çıkmaya çabalarız ama bazen hayat kartları kapalı oynar. Bu gibi durumlarda analiz yeteneğimizle en doğruya yönelip bir sonraki aşamaya geçmek en sağlıklısı olacaktır. Eğer sonrasında karşımıza daha iyi bir fırsat çıkarsa meseleyi tekrar masaya yatırabiliriz.

Karar vermek, zor durum ile aranıza boşluk oluşturmaktır. Bak evrene, her iki şeyin arasında bir boşluk var. Kelimelerinin arasında da boşluk var. Boşluk olmasa iki kelimeyi birbirinden ayırabilir miydik? Anlayabilir miydik? Karar verdiğin anda,  zor süreç ile aranda boşluk oluşacak. Ve bu da yeni alanların (olasılıkların) oluşmasına hizmet edecektir. En kötü karar, kararsızlıktan iyidir dememişler boşuna.

Tüm bildiklerine rağmen daha mutlu, başarılı ve doyumlu bir hayat için profesyonel destek alabilir ve kendi farkındalığına bir yolculuğa çıkabilirsin. Ve hatırla ki mutluluk, sonda değil, yürünecek yoldadır. Sonuçta değil süreçtedir. Kendin OL, dengeye GEL…

CEOtudent’ te teşekkürler.

Yüksel Köksal

Sosyolog & Aile Danışmanı & Kişisel Gelişim Profesyoneli

Whatsapp destek ve randevu hattı:  0535 433 66 20

Mylife Danışmanlık: 0544 724 36 50

 



76 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ANNELİK VE CİNSELLİK İKİLEMİNDE YANLIŞ BİLİNEN KONULAR - 31/03/2019
Anne olmak isteyen kadınlar farklı nedenlerle doğal ilişki içinde çocuk sahibi olamayabilirler.
KARNEDE Kİ KÖTÜ NOTLARIN SORUMLUSU KİM? - 24/01/2018
Çocuklarımız çalışmalarının karşılığını ellerine tutuşturulan bir karne ile size getirecekler ve belki de bazılarımız sonuçtan fazla memnun kalmayacak.
KARNEDE Kİ KÖTÜ NOTLARIN SORUMLUSU KİM? - 24/01/2018
Çocuklarımız çalışmalarının karşılığını ellerine tutuşturulan bir karne ile size getirecekler ve belki de bazılarımız sonuçtan fazla memnun kalmayacak.
HAKİKAT İLE KARŞILAŞMAYA HAZIR MIYIM? - 24/01/2018
Acaba herkes farkındalık sağlayan bir koçluk sürecinden yarar sağlayabilir mi? Şöyle diyelim: Faydalanmak isteyen herkesin işine yarayabilir. Peki, neden birisi faydalanmak istemesin ki?
EN VERİMLİ SÖMESTR PLANI NASIL OLMALI? - 24/01/2018
Yarıyıl tatili öğrenciler için genellikle dinlenme, eğlenme, televizyon ve bilgisayar başında zaman geçirme olarak düşünülse de bu dönem yeni eğitim dönemine hazırlanmak ve geçmiş dönemi gözden geçirmek için çok önemli bir fırsat.
KİMLER KOÇLUK HİZMETİ ALMALI? - 24/01/2018
Bir koç eşliğinde yürümek nasıl bir şey olurdu? Dengeli, sağlıklı, başarılı ve doyum içinde bir yaşam sürmek isteyen, hedeflerine ulaşmayı amaçlayan herkes, çözüme birlikte yürüyeceği bir yol arkadaşı ile yaşamına istediği yönü verebilir.
VERİMLİ DERS NASIL ÇALIŞILIR? - 24/01/2018
Etkili çalışmak; zamanı, belirlenmiş amaçlar ve saptanmış incelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Etkili çalışma programı içinde eğlenmeye, dinlenmeye, aileye, sevdiklerine zaman ayırmaya ve hobilere daima yer vardır.
YOKSA BEN DE SEVGİ BAĞIMLISI MIYIM? - 24/01/2018
Üzerine en çok şiir, roman, şarkı yazılan, film çekilen olgu ‘sevgi’ olsa gerek. Sevgisiz bir yaşam mümkün mü? Sevgi bir gereksinim mi, yoksa bir bağımlılık mı? Hastalıklı bir sevgi olabilir mi?
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET - 18/01/2018
Konuya Nick adında bir demiryolu isçisinin gerçek öyküsüyle başlamak istiyorum. Nick güçlü, sağlıklı bir işçi, manevra sahasında çalışıyor. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi ve işini iyi yapan güvenilir bir insan.
 Devamı