• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/724PsikolojikDanismanlikMerkezleri
  • http://www.twitter.com/724psikoloji

7/24 Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Randevu Tel: +90 505 767 58 85
                      +90 533 373 81 23

Psikolojik Danışmanlık
İstanbul, Kadıköy, Acıbadem, Üsküdar, Pendik, Fatih, Beylikdüzü, Bakırköy'de Şubelerimiz vardır.
Psikoterapi
Bebek, Çocuk ve Ergen, Evlilik, Aile, Cinsel Terapi Hizmetleri Vermekteyiz.
Koçluk ve Rehberlik
Yaşam - Aile - Kariyer - Sporcu - Öğrenci - Eğitim - İlişki - Yönetici ve Finansman Koçlukları Vermekteyiz.
Eğitimlerimiz
Aile Okulu - Evlilik Okulu - Boşanma, Çocuk - Yaşam Koçluğu - Eş Seçimi, Hamilelik ve Evlilik Öncesi Eğitimleri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam121
Toplam Ziyaret172484
İçeriği ile beraber
-15 yıllık bu site-satılık Fiyatı
10.000 Dolar
İçeriği ile beraber -15 yıllık bu site-satılık Fiyatı 10.000 Dolar
Jenerik isime sahip, içeriği güçlü
-15 yıllık bu site-satılıktır.

Fiyatı: 10.000 Dolar


Anlık
Yarın
15° 8°

“Güven ama Kontrol Et

“"Güven ama Kontrol Et" Sözünü nasıl anlamalıyız?
Sana ‘sen’ olduğun için güveniyorum. Ama kusura bakma, seni ‘insan’ olduğun için de kontrol ediyorum”diyerek yaşamak!..


Terapistler ve Psikologlar meslekleri gereği birçok kişiyle ortalama 40-45 dakika süren “bire bir” görüşmeler yapıyorlar. Kurulan “güven” köprüsünden geçmeye ve kendi içinin ıssız derinliklerine doğru yolculuk etmeye cesaret edebilen kişilerin bırakın en yakınındakilere, kendilerine dahi itiraf edemeyecekleri nice “eşsiz” yaşantılarına şahit oluyorlar. İşin bu yanı belki mesleği de eşsiz kılıyor ancak söz konusu yaşantı hammaddesi taş olmayan, etten ve kemikten meydana gelen her insan gibi haliyle terapistleri de etkiliyor.


Hocam, ben hiç kimseye güvenemiyorum” diyen danışanlara, anlamadım, sorun bunun neresinde ki. Zaten olması gereken de bu değil mi!” diyebilmeyi aklımdan geçiriyorum. Hatta bazen mesleki kimliğimi bir yana itip böyle dediğim bile oluyor. Hocam, peki "güvenmeden yaşanır mı?" diye bir soru geliyor sonra da. Çoğu kişi yaşamak için güvenmelerinin gerektiğine, güven yoksa yaşamanın da mümkün olmadığına inandırılmış. Peki öyleyse, “"meğer 10 – 15 yıldır koynumda yılan beslemişim"” diyen insanlar bize neyi anlatıyorlar? Bizden daha az zeki olduklarını mı! Hayır, böyle diyenlerin çoğu, hatta tamamı en az bizim kadar zeki ve basiret sahibi kişiler. Öyleyse bu tespitleri onların beceriksizlikleriyle izah edemeyiz. Böyle diyenler aslında bize birşeyi, sadece bir şeyi, insanoğlunun “sosyal maske” takmadaki eşsiz maharetini anlatıyorlar.


Peki o halde, bu kadar ustaca “maske” kullanabilen ve akşamdan sabaha kolayca değişebilen” (yaşamda değişmeyen tek şey, değişimdir” derler) bir varlık olan insanoğluna mutlak güvenden nasıl sözedebiliriz! "İnsan durağan, cansız, statik bir nesne değil ki “kesin şöyledir" diyebilelim ve sonra da ardına bir nokta koyabilelim. Belki bir nesnenin nesne olduğuna, mesela bir ağacın çam ağacı olduğuna şeksiz şüphesiz güvenip inanabiliriz. Çünkü bu ağaç herşeyiyle çam ağacıdır ve ömrünün sonuna kadar da çam ağacı olarak kalacaktır. Ancak dinamik, kompleks, değişken ve sosyal kaygıları da bulunan, dolayısı ile sık sık ve ustaca maske kullanabilen bir varlık olan insanoğlu için nasıl olur da “mutlak güvenden” sözedebiliriz! “


İyi tamam da, güven olmazsa nasıl sıcak dostluklar kurulabilir, insan nasıl aile hayatı tesis edebilir ki” diyebilirsiniz. Hayır, bu kesinlikle mümkün. Hem ben kelime olarak bunu kullansam da gerçekte güvenmemeyi değil, ihtiyatlı olmayı kastediyorum. Dolayısı ile güvensizlik” yerine “ihtiyat” kelimesini kullanmak belki daha doğru. Evet bu kesinlikle mümkün. Yaşamda hiç bir zaman hiç bir kişiye karşı tam olarak emin olmayarak, zihnimizin bir köşesinde her zaman için açık bir kapı bulundurarak yaşamakla bu mümkün. Ancak, bir yanlışı zuhur edene, herkes için ihtimal dahilinde olan söz konusu potansiyel eğilim kuvveden fiile” çıkana kadar da “aksi ispat edilene kadar herkes masumdur” prensibiyle yaşamakla… Ve bütün yaklaşımlarımızda / davranışlarımızda bunun gereğini yerine getirmekle…


Yani ne ifrata ne de tefrite düşmeden itidalli bir çizgi üzerinde gitmekle, ortada, dengede bir yol / seyir izlemekle… “İhtiyatlı olmanın” sözü edilen düşüncemizi doğrulayan bir yanlışın bizzat ortaya çıktığı manasına gelmediğini bilmekle, bunun sadece kayda değer bir olasılık olduğunu düşünmekle ve yaşamımızı bu olasılığı da hesaba katarak daha gerçekçi bir zemin üzerinde yeniden yapılandırmakla…


Evet, ihtiyatlı olmanın ne “yüzde yüz güven” ne de “yüzde yüz güvensizlik” manasına gelmediğini, bunlardan birisinin artı sonsuzda diğerinin ise eksi sonsuzda yer aldığını, “ihtiyatın” ise söz konusu doğrusal çizginin ortasındaki sıfır noktasında” durduğunun farkında olarak yaşamakla bu pekala mümkün. Sözünü etmeye çalıştığım bu. Anlatmaya çalıştığım meseleyi daha da basite indirgeyip formüle edecek olursak; her işimizde ve eylemimizde herkese karşı her zaman için “Güven ama kontrol et” düsturuyla hareket ederek yaşamak… Hele de içinde bulunduğumuz şu son yüzyılda. “


Güven ama kontrol et” de ne demek! “Bu bir çelişki değil mi!” dediğinizi duyar gibiyim. Kesinlikle doğru, bu bir çelişki… Zaten sözünü ettiğimiz konuların muhatabı olan varlık da bir çelişkiler yumağı değil mi ki! “Sana ‘sen’ olduğun için güveniyorum. Ama kusura bakma, seni ‘insan’ olduğun için de kontrol ediyorum” diyerek yaşamak!..

 ergen psikoloğu pedagog psikolog Aile Danışmanı İlişki Danışmanı Evlilik Öncesi ve sonrası Danışmanı Kariyer koçu Aile koçu öğrenci koçu



Size göre Türkye' nin En İyi Ruh Sağlığı Uzmanı Kimdir?