• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/724PsikolojikDanismanlikMerkezleri
  • http://www.twitter.com/724psikoloji

7/24 Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Randevu Tel: +90 505 767 58 85
                      +90 533 373 81 23

Psikolojik Danışmanlık
İstanbul, Kadıköy, Acıbadem, Üsküdar, Pendik, Fatih, Beylikdüzü, Bakırköy'de Şubelerimiz vardır.
Psikoterapi
Bebek, Çocuk ve Ergen, Evlilik, Aile, Cinsel Terapi Hizmetleri Vermekteyiz.
Koçluk ve Rehberlik
Yaşam - Aile - Kariyer - Sporcu - Öğrenci - Eğitim - İlişki - Yönetici ve Finansman Koçlukları Vermekteyiz.
Eğitimlerimiz
Aile Okulu - Evlilik Okulu - Boşanma, Çocuk - Yaşam Koçluğu - Eş Seçimi, Hamilelik ve Evlilik Öncesi Eğitimleri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam72
Toplam Ziyaret197092
Size göre Türkye' nin En İyi Ruh Sağlığı Uzmanı Kimdir?
İçeriği ile beraber
-15 yıllık bu site-satılık Fiyatı
10.000 Dolar
İçeriği ile beraber -15 yıllık bu site-satılık Fiyatı 10.000 Dolar
Jenerik isime sahip, içeriği güçlü
-15 yıllık bu site-satılıktır.

Fiyatı: 10.000 Dolar


PDR-Aile ve Evlilik Danışmanı-Eğitim Koçu İlyas Türkmen

PDR-Aile ve Evlilik Danışmanı-Eğitim Koçu İlyas Türkmen
turkmenilyas@gmail.com
Beklentisiz sevgi, saygı ve ilgi ihtiyacı…
08/12/2017

Beklentisiz sevgi, saygı ve ilgi ihtiyacı…

İnsan hayatında büyüme ve olgunlaşmanın en hızlı olduğu 0-6 yaş çocukluk dönemidir. Bu yaşlarda çocuk zihinsel, sosyal ve duygusal yönden tam manasıyla tanınmadığı için kapalı bir kutu gibidir. Çocuk ancak sevgi, ilgi ve oyun ortamında bedensel, sosyal ve duygusal yönden kendini tanıması ve tanıtması mümkündür.

Böyle bir ortamı bulamayan çocukların kendilerini gerçek manada keşfetmeleri ve tanımaları mümkün değildir. Kendini keşfedemeyen ve tanıyamayan çocukların da yetişkinlik dönemlerinde hem kendisiyle, hem de toplumla barışık olması çok zordur.

Sevgi ve ilgi ortamını oluşturmak, başta ana babaya ve yakın çevresine düşer. Bu ortamı oluştururken öncelikle çocuğun çok iyi tanınması gerekir. Çocuğu tam manasıyla tanıma anne ve babası için dahi uzun zaman alabilir. Bunun için sabırlı, ısrarcı ve ilgili olmak gerekir.

Başta her çocuğun, her insanın farklı olduğunu kabullenmek gerekir. Kendimize ya da bir başkasına ait olan kişilik, karakter ve yetenek gibi her insana has farklı özelliklerin kopyasını çocuklardan beklemek yanlıştır.

Her çocuk özellikleri itibariyle benzeri yoktur ve dünyada bir tanedir. Bunu kabullenerek çocuğa sevgi ve ilgi ile yaklaşılmalı. Aksi takdirde çocuğun duygusal ve davranış gelişiminde telafisi mümkün olmayan yaralar açabiliriz. Bu yaralar çocuk büyüdüğünde sebebi bilinemeyen davranış bozukluklarına ve saplantılara yol açabilir.

Bir binanın temelinin, bir şehri altyapısının önemini çok iyi anlamışsak; bunlara önem verir ve olabilecek herhangi bir tabi afette zor durumda kalmayız. Temel ve alt yapı pahalı ve uzun vadeli bir yatırımdır. Geleceğini düşünen için bu çok önemli bir yatırımdır ve ihmali de çok pahalıya mal olur.

Çocukluk dönemi, özellikle de 0-6 yaş arası insan hayatının temelini ve altyapısını oluşturur. İnsan hayatında, çocukluk dönemi önemli bir yatırım zamanıdır. Önemini hiç bir surette tartışmak mümkün değildir. Özellikle anne-babalar ve yakın çevresindekiler sevgi ve ilgiyi bu dönemde çocuktan kesinlikle esirgenmemelidir.

Çiçeklerin, ağaçların ve canlıların suya olan ihtiyacı kadar çocukların da sevgiye ihtiyacı vardır. Sevgi ve ilgi ortamı oluştururken karşılık beklememelidir.

Bu şekilde gösterilen sevgi ve ilgi çocuğa daha çok tesir eder ve faydalı olur. ’’Şunu yaparsan severim, yapmazsan sevmem… ‘’ gibi pazarlıklar çocuğu menfaatçi yapar ve günü birlikçi davranış geliştirmesine neden olur.

Karşılıksız sevgi; çocuğu olduğu gibi kabullenmenin bir göstergesidir. Böylece onun varlığını kabul ve değerli olduğunu ifade etmiş oluruz. Çocuklar için en büyük ceza aracı fiziksel şiddet değildir. Sevgiden mahrumiyet en büyük cezadır…

Anne çocuğuna ‘’Seni sevmiyorum, annen olmayacağım’’ dediği zaman çocuk annesinin kucağına atılır, annesi almak istemese dahi, çocuk annesini bırakmak istemez. Herkes çocukluğuna hayalen gitse şunu görür; babasının kötü söz ve davranışından daha çok konuşmaması ve dinlememesi daha tesirli olmuştur.

Baba ve anneyle barışabilmek için ne yollar aranmıştır. En büyük ceza sevgiden mahrum etmektir. Sevgi ve ilgiden mahrumiyet içinde büyüyen çocuklar; hırçın, geçimsiz ve başkalarının eşyalarına zarar veren birisi haline gelebilir.

Çocukluk dönemindeki sevgi ve ilginin anne-babanın istediği zamanda değil de, çocuğun ihtiyaç hissettiği zamanda verilmesi esastır. Yemek aç olduğumuz, su ise susuz olduğumuz zaman daha lezzetlidir. Karnımız tok olduğu, susuzluğumuz geçtiği zaman yemek ve su bizim ilgimizi çekmez ve ihtiyaç ta duyulmaz.

Çocuk akşam evde annesinin ve babasının kendisiyle ilgilenmesini sağlamak, onlarla birlikte olabilmek için gün içinde yaşadıklarını onlara anlatmak ve göstermek ister.

Baba yorgun, gazetesiyle meşgul veya haber izliyor olabilir. Çocuk, anne babasıyla o gün yaşadıklarını anlatmak, bir resim ya da yazıyı göstermek istiyor olabilir.

’’Meşgulüm, yorgunum…’’ deyip çocukla ilgilenmemesi, çocuğun ihtiyacı olan sevgiyi ve ilgiyi ona zamanında verememesi demektir. Saatler sonra, anne baba işini bitirip çocuğu çağırsalar bile çocuk gelmez. Gelse bile istemeyerek gelir ve göstereceğini gösterir, anlatacaklarını kısaca anlatır gider. Çünkü sevgi ve ilgiye ihtiyaç hissettiği zaman geride kalmıştır. Sevgi ve ilginin zamanında ve karşılıksız olarak verilmesi çok önemlidir.

Kıssadan Hisse;

Her zaman babalar çocuklarına bir şey öğretmez. Bazen de çocuklar öğretebilir….

Baba akşam vakti evine gitmiş, beş yaşındaki çocuğunu kapıda kendisini beklerken görmüş…

Çocuk babasına sormuş; “Baba bir saatte kaç para kazanıyorsun?”

Baba “Yirmi..” demiş…

Çocuk; “Bana on para verir misin?” demiş… Baba öfkeli bir sesle; “Akşam akşam seninle uğraşamam, zaten bütün gün işte kafam patlamış, bir de sen meşgul etme.” demiş…

Çocuk korkup odasına gitmiş… Babanın öfkesi geçince çocuğun odasına gitmiş… “Oğlum uyumadın mı? Sana kızdığım için özür dilerim. Al sana istediğin on para…” demiş.

Çocuk hemen yastığın altındaki diğer bozuk paraları da çıkarmış, sayarken baba yine öfkelenmiş ve “Hem paran var, neden benden istedin?” demiş.

Çocuk; “Baba bu paralar senin, elimde tam yirmi param var. Seninle oyun oynayabilmek, konuşabilmek için bana bir saatini verebilir misin?” demiş.

* PDR-Aile Danışmanı ve Eğitim Koçu



Paylaş | | Yorum Yaz
337 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın